Gecikmiş bi yazı bu..
Hevesle beklenen bi bayram arefesini,-Ramazan bayramı arefesi tabi ki-yola çıkış hazırlıklarımızı,arabamızla çıktığımız ilk uzun yolumuzu,yolları,küçük molalarımızı,kavuşmaları,sevinçleri,Bayramı ve hemen ertesinde devam eden 3 haftalık yıllık iznimizi,çıkan köpek dişlerimizi,oğlumun 20 aylık oluşunu ve nicesini anlatmalıydım uzun uzun..
Ama..Ben kelimeleri bulamadığım için değil,içimden gelmediği içinde değil,sebebsiz öylesine bi durgunla bekledim yazmayı..Anlatmayı..Günlerdir..
Üstelik,tüm bunları anlatmayı beklerken,kışta çalıverdi kapımızı..
Biz sonbaharı bekliyorduk aslında diyemedik..Ve Ankara'nın pastırma yazını..
Ankara'ya yağmur yağdı günlerce...Biz,camdan sokağımızı seyrettik oğlumla..Okula giden çocukları..İnsanları..
Birden ve aniden kesilen sokak gezmelerimizin,park sefalarımızın ,gittiğimiz onca yerin tatlı hatırası kaldı kuzumun küçücük kalbinde..
KUMRUM benim..
İçimde biriken onca şey var sana ait..Hep seninle ilgili..Oğlum benim..
Benim küçük,güzel kumrum..
Ne sevdin anneninde koşup oynadığı, zamanı unutup, çam fıstığı toplamaya daldığı çamlıkta tavukları kovalamayı..O günler geldiğinde aklına küçük kuş ağzını büküp üüü üüüü diye horozları taklid etmeye başlaman yokmu..
Kediler var birde..Peşlerinden hiç ayrılmak istemediğin.Şimdi gördüğün her hayvana yakıştırdığın isim miyaaaa..Önceleri hepsi moo mooo idi..Değişti..
Toprakla temas etmek,bir sürü tavuk,kedi,hatta sincap:) görmek,onca ilgi,sevgi,değişik insanlar..Çocuklar..Şaşırttı seni..
Burada ki izole hayattan sonra ne güzel geldi sana o günler..
Kapıyı açtığında ulaşabileceğin bi bahçe ...
Salata için bahçeden koparabildiğin mis kokulu domatesler,biberler,salatalıklar,maydanozlar,naneler..
Dalından koparıp yediğin mis kokulu narlar..
Akşam oldumu açılan akşamsefaları..
Yaza veda eden bahçe çiçekleri..
İnsanın içine içine işleyen bi hüzün bırakıyor sonrasında..
Aklına geliyor aniden;mutfakta,salata yaparken..Domatese benzemez domatesi,maydanoza benzemez maydanozu doğrarken,ansızın ve aniden yakalıyor kalbini bi hüzün..Dışarda akşam ezanı okunurken tamda..
Bize lazım olan küçücük bi bahçe diyorsun o anda sessizce...
Sonra...
Sonrası bi yağmur..İnce ince..
Sonra...
Sonrası bi hüzün adı gurbet olan..
Sonra..
Sonrası bi yangın sinsice kalbine üflenen..
Sonra...
Sonrası yok...
.
ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Ekim 2010 Pazartesi
21 Nisan 2010 Çarşamba
Üzgünüm çok :(
Dün sabah salonumuzda ki üçlü koltuğa oturmuş uyku mahmurluğuyla tv izlerken,sessiz ve huzurla,birden arkamdan gelen sesle irkildim..
O minik ayak sesi önce yaklaştı sonrada pıtırcık gibi boynuma dolandı..Hemde ne dolanmak;mutluluk çığlıkları atarak,zafer kazanan bi kumandan edasıyla...
Bense şok halinde koltuğun üstüne nasıl ve ne ara tımandığını ve hatta bunu nasıl bi anda öğrendiğini anlıyamadığım oğlumla kısa bi an gözgöze geldim..
Evet..Oğlum ilk denemesinde koltuğa tırmanmayı başardı..
Evet..ilk başta şaşkınlıkla bende onun sevincine ortak oldum..
Ve evet asıl eziyet o andan sonra başladı...
Kaç kez ama kaç kez onu kah bacağından,bileğinden,omzundan,belinden tutarak yerle bütünleşmesini önledim hatırlamıyorum..
Asıl kriz akşamüstü odadan sadece 2 dakikalığına çıkıp aceleyle geri döndüğümde,üçlü koltuğa tırmanmış bu yetmiyormuş gibi çılgınca üzerinde koşmaya başlamış oğlumu son anda yakalamam,korkudan dakikalarca titrememle başladı..
N'aptıysam engel olamadım..Başka hiç bir şeyle ilgilenmeden aynı eylemi saatlerce sürdürdü azimle..
Tüm akşam bu sebepten dolayı çok keyifsizdim..Salonumuzu Ahmet Akay'ın rahatça oynayabileceği zarar görmeden özgürce dolaşabileceği konuma getirdik aylar önce..Ben yada zeze,yada ikimiz birlikte odadan çıktığımızda Akay la ilgili onun güvenliğiyle ilgili bi endişemiz olmuyordu,içimiz rahattı..
Sonuçta zaman zaman mutfağa gidiyorum,başka vesilelerle yanında olamıyorum çamaşır sererken vs gibi pek çok durumda Ahmet akay kendi kendine oynayabiliyordu..
Taki koltuğa tırmanmanın büyülü dünyasını keşfedene dek..
Neyse..
En nihayetinde uyku zamanı gelince önce mama,sonra bez,sonra pijama
ritüelimizi gerçekleştirerek gecenin sonuna gelmiştik ki,ellerimi yıkamak için sadece bi kaç saniyeliğine odadan çıkıp geri döndüğümde Akay'ı yine koltuğa tırmanmış,çığlık atarak koştururken buldum...
Nasıl koştum,nasıl yakaladım tam parkeye düşmek üzreyken hatırlamıyorum :(
Elim ayağım titredi..
Keşke bununla kalsaydı..Ama kalmadı :(
Tek hatırladığım;Ahmedi park yatağa bırakıp suyunu hazırlamaya gittiğim..
Sonra yatak odasından gelen o düşme sesi..
Ahmedi düştüğü yerden kaldıran zezenin görüntüsü..
Canı çok yanan ve korkan Ahmedin katılırcasına ağlaması..
Odadan odaya ağlıyarak,çaresizlikle koşturuşum :((
Nasıl oldu bilmiyorum Ahmet akay o derinliğine rağmen park yataktan kendini atarak düşmeyi başardı :( Rabbime şükürler olsun bişi olmadı,melekler kanadını koydu,kuzum iyi..2 saat kadar uyutmadık oda bunun keyfini sürdü..Bol bol oyunlar oynadı,kendince konuştu bıcır bıcır..
Biz hiç konuşmadan onu seyrettik..
Benim gözümün yaşı hiç dinmedi..Şükrüm ve duamda..
Şu anda üçlü koltuğumuzun yüzü duvara dönük duruyor..Aklımıza daha iyi bi çözüm gelene dek ters duracak..
Park yatağında içinde ki yatağı kaldırıp sadece battaniyeleri bırakıcaz..
Şmdilik aklımıza gelen çözümler bunlar..
Rabbim dün gece gibi bi geceyi bi daha yaşatmasın..
Ne bana nede hiç bir anneye..
O minik ayak sesi önce yaklaştı sonrada pıtırcık gibi boynuma dolandı..Hemde ne dolanmak;mutluluk çığlıkları atarak,zafer kazanan bi kumandan edasıyla...
Bense şok halinde koltuğun üstüne nasıl ve ne ara tımandığını ve hatta bunu nasıl bi anda öğrendiğini anlıyamadığım oğlumla kısa bi an gözgöze geldim..
Evet..Oğlum ilk denemesinde koltuğa tırmanmayı başardı..
Evet..ilk başta şaşkınlıkla bende onun sevincine ortak oldum..
Ve evet asıl eziyet o andan sonra başladı...
Kaç kez ama kaç kez onu kah bacağından,bileğinden,omzundan,belinden tutarak yerle bütünleşmesini önledim hatırlamıyorum..
Asıl kriz akşamüstü odadan sadece 2 dakikalığına çıkıp aceleyle geri döndüğümde,üçlü koltuğa tırmanmış bu yetmiyormuş gibi çılgınca üzerinde koşmaya başlamış oğlumu son anda yakalamam,korkudan dakikalarca titrememle başladı..
N'aptıysam engel olamadım..Başka hiç bir şeyle ilgilenmeden aynı eylemi saatlerce sürdürdü azimle..
Tüm akşam bu sebepten dolayı çok keyifsizdim..Salonumuzu Ahmet Akay'ın rahatça oynayabileceği zarar görmeden özgürce dolaşabileceği konuma getirdik aylar önce..Ben yada zeze,yada ikimiz birlikte odadan çıktığımızda Akay la ilgili onun güvenliğiyle ilgili bi endişemiz olmuyordu,içimiz rahattı..
Sonuçta zaman zaman mutfağa gidiyorum,başka vesilelerle yanında olamıyorum çamaşır sererken vs gibi pek çok durumda Ahmet akay kendi kendine oynayabiliyordu..
Taki koltuğa tırmanmanın büyülü dünyasını keşfedene dek..
Neyse..
En nihayetinde uyku zamanı gelince önce mama,sonra bez,sonra pijama
ritüelimizi gerçekleştirerek gecenin sonuna gelmiştik ki,ellerimi yıkamak için sadece bi kaç saniyeliğine odadan çıkıp geri döndüğümde Akay'ı yine koltuğa tırmanmış,çığlık atarak koştururken buldum...
Nasıl koştum,nasıl yakaladım tam parkeye düşmek üzreyken hatırlamıyorum :(
Elim ayağım titredi..
Keşke bununla kalsaydı..Ama kalmadı :(
Tek hatırladığım;Ahmedi park yatağa bırakıp suyunu hazırlamaya gittiğim..
Sonra yatak odasından gelen o düşme sesi..
Ahmedi düştüğü yerden kaldıran zezenin görüntüsü..
Canı çok yanan ve korkan Ahmedin katılırcasına ağlaması..
Odadan odaya ağlıyarak,çaresizlikle koşturuşum :((
Nasıl oldu bilmiyorum Ahmet akay o derinliğine rağmen park yataktan kendini atarak düşmeyi başardı :( Rabbime şükürler olsun bişi olmadı,melekler kanadını koydu,kuzum iyi..2 saat kadar uyutmadık oda bunun keyfini sürdü..Bol bol oyunlar oynadı,kendince konuştu bıcır bıcır..
Biz hiç konuşmadan onu seyrettik..
Benim gözümün yaşı hiç dinmedi..Şükrüm ve duamda..
Şu anda üçlü koltuğumuzun yüzü duvara dönük duruyor..Aklımıza daha iyi bi çözüm gelene dek ters duracak..
Park yatağında içinde ki yatağı kaldırıp sadece battaniyeleri bırakıcaz..
Şmdilik aklımıza gelen çözümler bunlar..
Rabbim dün gece gibi bi geceyi bi daha yaşatmasın..
Ne bana nede hiç bir anneye..
12 Nisan 2010 Pazartesi
14.ay
Kuzum bugün 14 aylık oldu.Sabahtan beri hayli keyifliydide..Kucağımda oynarken,biberonuyla su içerken uyuyakaldı..15 dk sonra uyandı,emerek uyudu..Sonra yine uyandı,biraz ağladı gözlerinden uyku akarak..
Asıl kriz,belki uyur diye ayağımda sallamaya çalışmamla başladı..Yatırır yatırmaz başladı ağlamaya,ama ne ağlamak...Susmak bilmeden..
Ne yaptıysam,ne denediysem olmadı..Ne fış fış kayıkçıda,ne leylek leylek havada da başarabildim yüzünü güldürmeyi..
Kucağımda gezdirdim...Kitapları gösterdim..I ıh..Susturamadım..
İçini çeke çeke,bağıra bağıra 40 dk ağladı..Bende onu seyrettim çaresizlik içinde...
Sonra reklamların büyülü dünyasına kapılıp sakinleşti,oyunlara daldı...

Şu anda odanın içi savaş alanı gibi.
Heryere oyuncaklar saçılmış,legolar,arabalar,limonluk,kola ve su şişeleri,kavanozlar,bisküvi kutuları,yumuşatıcı şişeleri vs vs...
Ahmet kuzusu şişelerle,kutularla oynamayı seviyor diye evden bişi atamaz olduk..Yakında çöp ev olucaz ondan korkuyorum ben :)
Hiç bir şeyi elinden alamıyoruz,ciccciiiiccciiii cicciccci diye oynuyor hepsiyle...
Hal böyle olunca gelde at..Düzen hastası olan ben bile atamıyorum,yavrumu mutsuz edecekse bu düzen kuralları yıkan ilk ben oluyorum :)
Bu haftayı ailecek hasta geçirince işler birikti,evi bir görseniz ev dandini dandini dastana...
Mutfak desen aldı başını gidiyor,nere gidiyorsun diye soran yok :)
Oturma odası,odaları eski haline getirdiğimizden bu yana çamaşır odası haline geldi bi anda..
Kuruyan çamaşırlar,yerine konmayı bekliyen yorganlar,geçirilmeyi bekleyen nevresim takımları vs vs ne varsa orda toplanmış,yerlerine gitmeyi bekliyor..
Akşama yemek yok...
Üstüne üslük evde hiç malzemede kalmadı kuru bakliyat,makarna,pirinç vs haricinde..
Evin içi gibi kafamın içide dopdolu..
Önce kendime bi ayar vermeli içimi şöyle en güzelinden bi bahar temizliğiyle tertemiz yapmalıyım..
Atılacakları atmalı,satılacakları satmalı,içimdeki tüm odaları bir bir gezip en çok kullandığım odanında,kırkyılın başında uğradıklarımında tozunu almalı,bembeyaz sabunlarla,serin sularla bi güzel yıkayıp paklamalı,sonrada camları açıp mis gibi temiz havayı içeri doldurmalıyım...
Güya 14.ayla ilgili olucaktı bu yazı :))))
Asıl kriz,belki uyur diye ayağımda sallamaya çalışmamla başladı..Yatırır yatırmaz başladı ağlamaya,ama ne ağlamak...Susmak bilmeden..
Ne yaptıysam,ne denediysem olmadı..Ne fış fış kayıkçıda,ne leylek leylek havada da başarabildim yüzünü güldürmeyi..
Kucağımda gezdirdim...Kitapları gösterdim..I ıh..Susturamadım..
İçini çeke çeke,bağıra bağıra 40 dk ağladı..Bende onu seyrettim çaresizlik içinde...
Sonra reklamların büyülü dünyasına kapılıp sakinleşti,oyunlara daldı...
Şu anda odanın içi savaş alanı gibi.
Heryere oyuncaklar saçılmış,legolar,arabalar,limonluk,kola ve su şişeleri,kavanozlar,bisküvi kutuları,yumuşatıcı şişeleri vs vs...
Ahmet kuzusu şişelerle,kutularla oynamayı seviyor diye evden bişi atamaz olduk..Yakında çöp ev olucaz ondan korkuyorum ben :)
Hiç bir şeyi elinden alamıyoruz,ciccciiiiccciiii cicciccci diye oynuyor hepsiyle...
Hal böyle olunca gelde at..Düzen hastası olan ben bile atamıyorum,yavrumu mutsuz edecekse bu düzen kuralları yıkan ilk ben oluyorum :)
Bu haftayı ailecek hasta geçirince işler birikti,evi bir görseniz ev dandini dandini dastana...
Mutfak desen aldı başını gidiyor,nere gidiyorsun diye soran yok :)
Oturma odası,odaları eski haline getirdiğimizden bu yana çamaşır odası haline geldi bi anda..
Kuruyan çamaşırlar,yerine konmayı bekliyen yorganlar,geçirilmeyi bekleyen nevresim takımları vs vs ne varsa orda toplanmış,yerlerine gitmeyi bekliyor..
Akşama yemek yok...
Üstüne üslük evde hiç malzemede kalmadı kuru bakliyat,makarna,pirinç vs haricinde..
Evin içi gibi kafamın içide dopdolu..
Önce kendime bi ayar vermeli içimi şöyle en güzelinden bi bahar temizliğiyle tertemiz yapmalıyım..
Atılacakları atmalı,satılacakları satmalı,içimdeki tüm odaları bir bir gezip en çok kullandığım odanında,kırkyılın başında uğradıklarımında tozunu almalı,bembeyaz sabunlarla,serin sularla bi güzel yıkayıp paklamalı,sonrada camları açıp mis gibi temiz havayı içeri doldurmalıyım...
Güya 14.ayla ilgili olucaktı bu yazı :))))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
