diş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2010 Pazartesi

Gecikmişlik...

Gecikmiş bi yazı bu..
Hevesle beklenen bi bayram arefesini,-Ramazan bayramı arefesi tabi ki-yola çıkış hazırlıklarımızı,arabamızla çıktığımız ilk uzun yolumuzu,yolları,küçük molalarımızı,kavuşmaları,sevinçleri,Bayramı ve hemen ertesinde devam eden 3 haftalık yıllık iznimizi,çıkan köpek dişlerimizi,oğlumun 20 aylık oluşunu ve nicesini anlatmalıydım uzun uzun..
Ama..Ben kelimeleri bulamadığım için değil,içimden gelmediği içinde değil,sebebsiz öylesine bi durgunla bekledim yazmayı..Anlatmayı..Günlerdir..
Üstelik,tüm bunları anlatmayı beklerken,kışta çalıverdi kapımızı..
Biz sonbaharı bekliyorduk aslında diyemedik..Ve Ankara'nın pastırma yazını..
Ankara'ya yağmur yağdı günlerce...Biz,camdan sokağımızı seyrettik oğlumla..Okula giden çocukları..İnsanları..
Birden ve aniden kesilen sokak gezmelerimizin,park sefalarımızın ,gittiğimiz onca yerin tatlı hatırası kaldı kuzumun küçücük kalbinde..
KUMRUM benim..
İçimde biriken onca şey var sana ait..Hep seninle ilgili..Oğlum benim..
Benim küçük,güzel kumrum..
Ne sevdin anneninde koşup oynadığı, zamanı unutup, çam fıstığı toplamaya daldığı çamlıkta tavukları kovalamayı..O günler geldiğinde aklına küçük kuş ağzını büküp  üüü üüüü diye  horozları taklid etmeye başlaman yokmu..
Kediler var birde..Peşlerinden hiç ayrılmak istemediğin.Şimdi gördüğün her hayvana yakıştırdığın isim miyaaaa..Önceleri hepsi moo mooo idi..Değişti..
Toprakla temas etmek,bir sürü tavuk,kedi,hatta sincap:) görmek,onca ilgi,sevgi,değişik insanlar..Çocuklar..Şaşırttı seni..
Burada ki izole hayattan sonra ne güzel geldi sana  o günler..

Kapıyı açtığında ulaşabileceğin bi bahçe ...
Salata için bahçeden koparabildiğin mis kokulu domatesler,biberler,salatalıklar,maydanozlar,naneler..
Dalından koparıp yediğin mis kokulu narlar..
Akşam oldumu açılan akşamsefaları..
Yaza veda eden bahçe çiçekleri..

İnsanın içine içine işleyen bi hüzün bırakıyor sonrasında..
Aklına geliyor aniden;mutfakta,salata yaparken..Domatese benzemez domatesi,maydanoza benzemez maydanozu doğrarken,ansızın ve aniden yakalıyor kalbini bi hüzün..Dışarda akşam ezanı okunurken tamda..
Bize lazım olan küçücük bi bahçe diyorsun o anda sessizce...

Sonra...
Sonrası bi yağmur..İnce ince..
Sonra...
Sonrası bi hüzün adı gurbet olan..
Sonra..
Sonrası bi yangın sinsice kalbine üflenen..
Sonra...
Sonrası yok...
.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Aaa maa,Eee mmaaa :)

Dün akşam park dönüşü babasıyla uğradıkları markette gördüğü elmaları söyleyiş biçimi :)  Küçücük ağzıyla" ne gördünüz oğlum markette" diye sordukça tüm gece keyifle karışık şımarıklıkla,  "Aaammaa,emmaa " diye uzata uzata anlatışı..
Bal ağızlı,kuş kanatlı kuzum benim...
Sabahları uyanır uyanmaz kaaaaayuuu diye güne başlıyan...
Ben kalkmakta acele etmezsem hadeee diye beni uyaran..
Bi şey sorduğumda/aradığımda işşteee diye kuş parmaklarıyla bulup getiren/gösteren...
Her gün yeni bi kelime öğrenen gamzeli kuzum benim..

Bu yazım üst azıların çıkmasıyla 4 gündür veda ettiğimiz huzurlu gece uykularımız,mızıltılar,tutturmalar,hiç bişiyle memnun olmamalar üzerine olabilirdi..
Ama...
Dün akşam ki aammaa /eeemaa lar kaç gündür yaşadığımız sıkıntıları aldı götürdü :))
Silindi gitti hepsi..

Nur'um..Huzur'um..Mutluluğum benim..

10 Nisan 2010 Cumartesi

MUTSUZ BİR KÜÇÜK ADAM HAKKINDA...




Dün akşamdan beri huysuz,mızmız dolanıyor evde..

7 ve 8 nolu dişler tüm bunların sebebi..

Hergün binbir çeşidiyle oyalanıp eğlendiği mutlu olduğu oyunlara,minik yaramazlıklara,iflah olmaz bi merakla incelediği yeni şeylere yüz verdiği yok..

Canı sıkkın besbelli...

Tahammülü az..Sabırsızda..

Ayağına takılan legolarınada,halıda bi türlü istediği gibi gitmeyen arabalarınada,telefonunada,bizede,hasılı herkese herşeye kızgın minik adam...

Bilse..

Bi bilse gamzeli gamzeli gülüşlerini,
güldüğü zaman çizgi haline gelen minik japon gözlerini ne çok sevdiğimi...

Aklımın sarı bi bukleye takılı kaldığını bazı bazı..

Minicik eli elime uzandığında içimde çiçekler açtığını...




Gönlümün neş'esi,huzuru oğluma ayarlıymış meğer benim..

Oğlum..

Canözüm..

Hanımeli kokulum..

Açan ilkbahar dalım..

Günler geçiyor..geçiyor..geçiyor..

Ben seni seviyorum..Seviyorum..Seviyorum!...

9 Nisan 2010 Cuma

Hastayız

Son yazımda bahsetmiştim hastayım diye..
Meğer bu sadece bir başlangıçmış..Gribal semptomların etkisi zirvedeyken nereden,nasıl oldu bilemiyorum ömrü hayatımda ilk kez göz enfeksiyonu oldum..İki gözüm birden aniden çapaklandı sonrada kırmızı göz tabir edilen forma ulaştı:)Hemde 1 saatin içinde..
Hemde gece gece hastalığım sebebiyle acile gitmiş,uzun süre nöbetçi eczane aramış,bulunca ilaçları almanın mutluluğu,hastalığın rehaveti üzerimizde evimize ulaşmış,yolda uyuyakalan yavrukuşu beşiğine yatırıp derin bir uykunun kollarına kendimizi salmışken oldu herşey..
Sonrası kırmızı ötesi,herşeyi bulanık gören bir çift göz..
Ertesi gün apar topar gidilen göz doktoru...
Enfeksiyonun çok bulaşıcı oluşu ve benden zezeye şıçrayışı..
Sadece enfeksiyon olmaz deyip üstüne bide gribal mikropları bulaştırdığım zavallı zezemin olanlar karşısında düştüğü durum....

Annesinin kıpkırmızı gözlerine,akan burnuna,ve babasının annesiyle müthiş(!)uyumuna bakıp bakıp bu seramoniyi hayatta kaçıramam diyen Ahmet akay'ın,gecenin bir yarısı 2 dişinin aynı anda çıkmasından mütevellit azıcık ateş,bolca huzursuzluk vs ile bizlere yaşattığı şeyler..

Başka hangisini anlatsam...

Böyle durumlarda yalnızlığımız dahada gücüme gidiyor..Hasta olunca kalp dahada hassaslaşırya ondan mı bilmem bana çok dokunur oldu bu gurbetlik..

Annemin yıllardır ettiği duayı tekrarlayıp duruyorum iki gündür..
Allah nuru basardan mahrum etmesin der hep annem..
Bu duanın önemini taa iliklerimde hissettiğim başka bir an olmamıştı hayatımda..


Şimdi;bir tas sıcak çorba,azıcık şefkat ve bolca duaya ihtiyacımız var..

6 Nisan 2010 Salı

Hastayım


Uzun zamandır böyle hasta olmamıştım..Ne tat alabiliyorum yediklerimden,nede herhangi bir koku duyuyorum..
Tat duygum yok oldu,yıllar yıllar önce bi kere daha böyle olmuştum;ne yersem yiyeyim hiç birinin tadını alamıyordum..
Diğer belirtiler boğaz enfeksiyonuyla,sinüzitle vs aynı..


Hele oğlumun misten öte kokusunu duyamamak en kötüsü..Kuzumun üstten ve alttan birer dişi çıkmak üzre olduğu halde hiç huysuzlu yok çok şükür..

Bıgı bıgı gıbık gıbık dıgı dıgı diye gezinip duruyordu yavrum dün,ben gözlerimi sabit bi noktaya dikmiş öylece dururken :))
Ah ah diye (bu al al demek bebisçe)elime oyuncak arabalar,legolar verip durdu beni mutlu etmek için:)
Aç olduğumu anlamış gibi ağzıma hayali mamalar koydu :) Zaman zaman fazla ısrarcı olsada,yemek istemediğim zaman gözlerini kısıp ahh ahh diye bağırsada,doyurdu beni kuzum :)

Deddeeee,babbbaaa,nennneeee,gıbık gıbık,bıgı bıgı, en favori kelimeleri ama anne yok içlerinde görüldüğü üzre...Ben ısrarla an-ne de oğlum dedikçe o japon gözlerini iyice kısıp büyük bir ciddiyetle nennn-ne diyor :)

Bugünlerde;hadi oğlum yat artık dediğimizde başını yastığa koyup nenne demesini,oyuncak telefonun ahizenini kulağına değilde boynuyla kulağı arasına sıkıştırıp en kalın sesiyle adooo demesini:)lego kutusunun kapağını açtırmayı(zira her sabah gözünü açar açmaz kocaman lego arabasını kucaklayıp yanıma getiriyor açmam için)benim açtığım kapağı çevirerek kapamayı ve legolarını birbirine takmayı öğrendi..Maşallah kuzuma..13.ayımız haftaya bitiyor..Daha 13.aylık oluşuna alışamadan 14.ayımıza geldik bile :)

Akşamüstü babasının geldiği saatte zil çaldığında önce elindeki oyuncak neyse onu bi kenara fırlatıyor,sonra ellerini yukarı kaldırıp bana koşuyor,(beni hemen kucağına al hareketi bunun adı :)))bi yandanda onu almadan çıkarsam diye var gücüyle ağlıyor...
Sonra beraber otomata basıyoruz,el çırparak çığlıklar atarak babasına atlıyor..
Adamcağızın ne ellerini yıkamaya,ne üzerini değiştirmeye,nede başka herhangi bir şey yapmasına izin var :)Çığlık kıyamet başında bekliyoruz tüm bunları yaparken :))Sonrada kolay mı ahmetciği odada bırakıp bi yere çıkmak :))

Zavallı zeze...Nasıl oldu,ne ara bu raddeye geldi aralarında ki bu ilişki hiç bilemiyorum..

Tek bildiğim bana ısrarla nenne,babasına ise 7 aydır babbaaaa babbaaa diye seslenen ve ona olan aşkı her geçen gün artan bir oğluşum olduğu...

İyi ki var..İyi ki...

Dünden beri sarılmadım oğluma...Nasıl özledim yanımdayken bile..

Meğer ona sarılmakmış benim tüm mesaim..

En sevdiğim şeymiş küçük ellerini ellerime hapsetmek...

Rabbimden şifa,sizlerden dua istiyorum sadece...

25 Mart 2010 Perşembe

Diş

Ahmet akay uyudu nihayet..direndi,direndi en sonunda teslim oldu uykuya :)
üstte 3 altta 3 dişi var oğluşumun, dün baktım üstten bi diş daha geliyor..Bu yüzden olsa gerek huzursuzlanıyor ara ara..
İki geceden beri ayağımda sallıyarak uyutabiliyorum,oysa emerek rahatça uyuyordu :(
Geceleri pek fazla sallamadığım için oyun oynuyoruz sanıyor çığlık atarak dönüyor,ayaklarını havaya kaldıp atıyor :)kıpır kıpır uyuması yarım saati buluyor böyle olunca..
Oğlum büyüyor..
Günlerim kuzumun büyümesini izlemek,mis gıdısına,boynuna gömülmek,
doyumsuz kokusunu doya doya içime çekerek öpmek,öpmek,öpmek ve ona her gün yeniden aşık olmakla geçiyor...
Artık birlikte daha çok şey yapıyoruz..
Babasının geldiğini haber veren kapı zilini duyduğunda baab baaaaa diye çığlık atarak kapıya koşuyor :)babası ellerini yıkayıp üzerini değişinceye kadar ahmedi kucağımda zaptetmek ne mümkün :))
bab baa ded dee gegi gaga mamm ma memm mee bunlar ilk öğrendiği kelimeler..
babannesi geldiğinde nene demeyi öğrendi,ara ara ağzından anne de çıkıyor ama bilinçli değil.
Susadığı zaman biberonunada,emmek istediği zamanda mem mem me me diyor,hangisini istediğini deneme yanılma yöntemiyle buluyoruz çoğu kez :)
Geçen gün can dostuma dertleniyordum neden anne demiyor sanırım beni bakıcısı sanıyor diye :)))))
Bu günlerde ''bittiii'' demeyi öğrendi,öyle tatlı söylüyor ki küçücük ağzını yiyesim geliyor..
bu postta oğluşumun bittiiisiyle bitsin...
Related Posts with Thumbnails
Powered By Blogger