Söz konusu hediye bir sürü kitap olunca hemen katıldım :)
katılmak isteyenler için adres burası:
http://eymenli.blogspot.com/
28 Nisan 2010 Çarşamba
23 Nisan 2010 Cuma
Hediye
Bugün oğlumun anneannesinin ve teyzesinin yolladığı hediyeler
benide kuzumuda çok mutlu etti :)
Paketin içinde anneanne elinden çıkmış örgü bir süveter ve çikolatada vardı..
Çikolata artık yok :)))
Süveteride oğluma giydirip öyle ekleyeceğim inşallah..
Annecim;ellerine sağlık..Süveter çok güzel olmuş,bayıldım bayıldım...
Yarın 23 nisan,dolayısıyle tatil :)
Bu gece ki mutluluğumun bi sebebide o :)))
21 Nisan 2010 Çarşamba
Üzgünüm çok :(
Dün sabah salonumuzda ki üçlü koltuğa oturmuş uyku mahmurluğuyla tv izlerken,sessiz ve huzurla,birden arkamdan gelen sesle irkildim..
O minik ayak sesi önce yaklaştı sonrada pıtırcık gibi boynuma dolandı..Hemde ne dolanmak;mutluluk çığlıkları atarak,zafer kazanan bi kumandan edasıyla...
Bense şok halinde koltuğun üstüne nasıl ve ne ara tımandığını ve hatta bunu nasıl bi anda öğrendiğini anlıyamadığım oğlumla kısa bi an gözgöze geldim..
Evet..Oğlum ilk denemesinde koltuğa tırmanmayı başardı..
Evet..ilk başta şaşkınlıkla bende onun sevincine ortak oldum..
Ve evet asıl eziyet o andan sonra başladı...
Kaç kez ama kaç kez onu kah bacağından,bileğinden,omzundan,belinden tutarak yerle bütünleşmesini önledim hatırlamıyorum..
Asıl kriz akşamüstü odadan sadece 2 dakikalığına çıkıp aceleyle geri döndüğümde,üçlü koltuğa tırmanmış bu yetmiyormuş gibi çılgınca üzerinde koşmaya başlamış oğlumu son anda yakalamam,korkudan dakikalarca titrememle başladı..
N'aptıysam engel olamadım..Başka hiç bir şeyle ilgilenmeden aynı eylemi saatlerce sürdürdü azimle..
Tüm akşam bu sebepten dolayı çok keyifsizdim..Salonumuzu Ahmet Akay'ın rahatça oynayabileceği zarar görmeden özgürce dolaşabileceği konuma getirdik aylar önce..Ben yada zeze,yada ikimiz birlikte odadan çıktığımızda Akay la ilgili onun güvenliğiyle ilgili bi endişemiz olmuyordu,içimiz rahattı..
Sonuçta zaman zaman mutfağa gidiyorum,başka vesilelerle yanında olamıyorum çamaşır sererken vs gibi pek çok durumda Ahmet akay kendi kendine oynayabiliyordu..
Taki koltuğa tırmanmanın büyülü dünyasını keşfedene dek..
Neyse..
En nihayetinde uyku zamanı gelince önce mama,sonra bez,sonra pijama
ritüelimizi gerçekleştirerek gecenin sonuna gelmiştik ki,ellerimi yıkamak için sadece bi kaç saniyeliğine odadan çıkıp geri döndüğümde Akay'ı yine koltuğa tırmanmış,çığlık atarak koştururken buldum...
Nasıl koştum,nasıl yakaladım tam parkeye düşmek üzreyken hatırlamıyorum :(
Elim ayağım titredi..
Keşke bununla kalsaydı..Ama kalmadı :(
Tek hatırladığım;Ahmedi park yatağa bırakıp suyunu hazırlamaya gittiğim..
Sonra yatak odasından gelen o düşme sesi..
Ahmedi düştüğü yerden kaldıran zezenin görüntüsü..
Canı çok yanan ve korkan Ahmedin katılırcasına ağlaması..
Odadan odaya ağlıyarak,çaresizlikle koşturuşum :((
Nasıl oldu bilmiyorum Ahmet akay o derinliğine rağmen park yataktan kendini atarak düşmeyi başardı :( Rabbime şükürler olsun bişi olmadı,melekler kanadını koydu,kuzum iyi..2 saat kadar uyutmadık oda bunun keyfini sürdü..Bol bol oyunlar oynadı,kendince konuştu bıcır bıcır..
Biz hiç konuşmadan onu seyrettik..
Benim gözümün yaşı hiç dinmedi..Şükrüm ve duamda..
Şu anda üçlü koltuğumuzun yüzü duvara dönük duruyor..Aklımıza daha iyi bi çözüm gelene dek ters duracak..
Park yatağında içinde ki yatağı kaldırıp sadece battaniyeleri bırakıcaz..
Şmdilik aklımıza gelen çözümler bunlar..
Rabbim dün gece gibi bi geceyi bi daha yaşatmasın..
Ne bana nede hiç bir anneye..
O minik ayak sesi önce yaklaştı sonrada pıtırcık gibi boynuma dolandı..Hemde ne dolanmak;mutluluk çığlıkları atarak,zafer kazanan bi kumandan edasıyla...
Bense şok halinde koltuğun üstüne nasıl ve ne ara tımandığını ve hatta bunu nasıl bi anda öğrendiğini anlıyamadığım oğlumla kısa bi an gözgöze geldim..
Evet..Oğlum ilk denemesinde koltuğa tırmanmayı başardı..
Evet..ilk başta şaşkınlıkla bende onun sevincine ortak oldum..
Ve evet asıl eziyet o andan sonra başladı...
Kaç kez ama kaç kez onu kah bacağından,bileğinden,omzundan,belinden tutarak yerle bütünleşmesini önledim hatırlamıyorum..
Asıl kriz akşamüstü odadan sadece 2 dakikalığına çıkıp aceleyle geri döndüğümde,üçlü koltuğa tırmanmış bu yetmiyormuş gibi çılgınca üzerinde koşmaya başlamış oğlumu son anda yakalamam,korkudan dakikalarca titrememle başladı..
N'aptıysam engel olamadım..Başka hiç bir şeyle ilgilenmeden aynı eylemi saatlerce sürdürdü azimle..
Tüm akşam bu sebepten dolayı çok keyifsizdim..Salonumuzu Ahmet Akay'ın rahatça oynayabileceği zarar görmeden özgürce dolaşabileceği konuma getirdik aylar önce..Ben yada zeze,yada ikimiz birlikte odadan çıktığımızda Akay la ilgili onun güvenliğiyle ilgili bi endişemiz olmuyordu,içimiz rahattı..
Sonuçta zaman zaman mutfağa gidiyorum,başka vesilelerle yanında olamıyorum çamaşır sererken vs gibi pek çok durumda Ahmet akay kendi kendine oynayabiliyordu..
Taki koltuğa tırmanmanın büyülü dünyasını keşfedene dek..
Neyse..
En nihayetinde uyku zamanı gelince önce mama,sonra bez,sonra pijama
ritüelimizi gerçekleştirerek gecenin sonuna gelmiştik ki,ellerimi yıkamak için sadece bi kaç saniyeliğine odadan çıkıp geri döndüğümde Akay'ı yine koltuğa tırmanmış,çığlık atarak koştururken buldum...
Nasıl koştum,nasıl yakaladım tam parkeye düşmek üzreyken hatırlamıyorum :(
Elim ayağım titredi..
Keşke bununla kalsaydı..Ama kalmadı :(
Tek hatırladığım;Ahmedi park yatağa bırakıp suyunu hazırlamaya gittiğim..
Sonra yatak odasından gelen o düşme sesi..
Ahmedi düştüğü yerden kaldıran zezenin görüntüsü..
Canı çok yanan ve korkan Ahmedin katılırcasına ağlaması..
Odadan odaya ağlıyarak,çaresizlikle koşturuşum :((
Nasıl oldu bilmiyorum Ahmet akay o derinliğine rağmen park yataktan kendini atarak düşmeyi başardı :( Rabbime şükürler olsun bişi olmadı,melekler kanadını koydu,kuzum iyi..2 saat kadar uyutmadık oda bunun keyfini sürdü..Bol bol oyunlar oynadı,kendince konuştu bıcır bıcır..
Biz hiç konuşmadan onu seyrettik..
Benim gözümün yaşı hiç dinmedi..Şükrüm ve duamda..
Şu anda üçlü koltuğumuzun yüzü duvara dönük duruyor..Aklımıza daha iyi bi çözüm gelene dek ters duracak..
Park yatağında içinde ki yatağı kaldırıp sadece battaniyeleri bırakıcaz..
Şmdilik aklımıza gelen çözümler bunlar..
Rabbim dün gece gibi bi geceyi bi daha yaşatmasın..
Ne bana nede hiç bir anneye..
20 Nisan 2010 Salı
Haftasonu...
Baharın kendini iyiden iyiye göstermesiyle birlikte günlerimiz özelliklede hafta sonlarımız daha eğlenceli bi hal almaya başladı..
Cuma günü akşamüstü oğluşu parka götürdük..
Kahramanımız yemyeşil çimlerde koşturup oynadı,merakla herkesi,herşeyi inceledi,herkese bol bol gülerek mavi boncuk dağıttı,hayran sayısını arttırdı :)Salıncakta sallandı,sallanırken bi yandanda kaydıraktan kayan çocuklara bay bay yaptı :)


Mutlu oldu.Çok hemde.
O mutlu olunca bizde yüzümüzde kocaman gülümsemelerle onu seyrettik durduk..Yüzümüzdeki gülümsemelere dilimizde ki şükürler eşlik etti çoğu kez..
Dönüşte Bim'den rengarenk boya kalemleri aldık..Oğlumun ilk kalemleri..
Şimdi onlarla yapacağı resimlerin hayalini kuruyorum bakıp bakıp..



Her halinin her vaktinin ayrı bi değeri var gözümde..
An'lar..
Dakikalar bile çok mühim..
Kıymetli..
Küçük ama yeni..
Yeni ve mucizevi..
Her an bi öncekinden farklı..Büyümek denen şey bu.
Bakıp bakıp hayrete düşüyorum yeni öğrendiği herşeye..
Elinde kaşığı,tabağın içinden hayali mamaları ağzına götürüp yemesi daha doğrusu yer gibi yapışı mesela..Küçücük kaşığı ağzına götürüp mammaaa demesi sevinçle..İçinde bişi varmışta çok lezzetliymiş gibi ıh ıh diyerek ağzını şapırdatışı,kiraz dudaklarını büküp..
Oyuncu oğlum benim..
Daha bi iki gün öncesine kadar yardımımızla içine girip çıkabildiği oyuncak sepetine yardımsız istediği kadar girip oturuyor,arada düşüp uff olsada,canı yanıp ağlasada asla vazgeçmiyor:)
Azimli oğlum benim..
Uzun zamandır ayaklarında çorap tutamıyoruz..Giydirdiğimizde ilk işi çoraplarını çıkarmak oluyor :)Sayamadığım kadar çok giydirdiğim de ve artık bunu yapmaktan usandığım da ayaklarımı uzatıp üşüdüm, çoraplarını getir de ayağıma giydir diyorum,meğer sihirli kelime buymuş,her nereye sakladı ise hemen bulup geliyor iki miniş çorabı ve benim başparmağıma takıyor :)))
Akıllı oğlum benim..
Birde kavanoz,şişe ve bilumum açılıp kapanan nesnelerin kapaklarına karşı aniden gelişen bir merakı var ki tam evlere şenlik :)Eskiden elimizde ne varsa,su şişesi,kola şişesi,zeytin kutusu vs veriyorduk eline biz yemeğimizi yerken yada çayımızı içerken uzun süre oynuyordu..Şimdi birden bire ve aniden bunların bi kapağı olduğunu keşfetti ve bu keşif bizi yaktı :)ıhh ıhh ac ac diye bize getiriyor elinde ne varsa, önce açıyoruz bi iki saniyelik bi keyfin ardından bu sefer kapatın bunu mızıldanması başlıyor.Kapatıyoruz açın açıyoruz kapatın yada durun ben açıcam ben kapatıcam yönlendirmeleriyle bu böyle sürüp gidiyor ve tüm bunları istediği gibi yapmayı beceremediği içinde bu oyunun sonu muhakkak ağlamayla bitiyor..
İnatçı oğlum benim..
Gelelim cumartesiye..Tüm gün,o avm senin bu avm benim ayaklarımıza kara sular inene kadar gezdik :)) kuzuma ayakkabı aldık,dolaştık..Akşam yemeğinide dışarda yedikten sonra evimize geldiğimizde saat 21:30 du..Ve çoook yorgunduk :)


Pazar günümüz daha güzeldi..Arabamızı aldığımızdan beri almayı planladığımız oto koltuğunu aldık nihayet..Oğluşum sevdi koltuğunu..Huysuzluk etmedi,mutlu mutlu oturdu,sonrada uyuyakaldı :)) Maşallah yavruma..


Sonra ne zamandır gidemediğimiz,sevdiğimiz dostlarımızı ziyaret ettik..Önce Ş. ablalara,sonrada ani bi kararla K.lere gittik..Güzel sohbetlerimize mis gibi demli çaylar eşlik etti..Ahmet Akay gördüğü ilgiden,sevgiden son derece memnun,keyifli saatler geçirdi sevdiklerimizin arasında..
Eve geldiğimizde ahmetcik bu yoğun koşuşturmalı gezmeli günün sonunda mamasını yer yemez uyuyakaldı..Fakat beşiğine yatırdıktan kısa bi süre sonra deliler gibi ağlayarak uyandı..N'aptıysak sakinleştiremedik,nerdeyse 1 saat kucağımızda gezdirdik,sürekli ağlıyarak içini çeke çeke uykuya dalabildi..Zezede bende hem korktuk hem şaşırdık..Okuya okuya uyuttuk yavrumuzu..
Aslında anlattıklarıma dair fotograflar mevcut ama makineden yükleyemedim :) Bi ara zezeye yaptırırım inşallah..
Bizden haberler bu kadar...
Not:Fotografları ekledim :)
Cuma günü akşamüstü oğluşu parka götürdük..
Kahramanımız yemyeşil çimlerde koşturup oynadı,merakla herkesi,herşeyi inceledi,herkese bol bol gülerek mavi boncuk dağıttı,hayran sayısını arttırdı :)Salıncakta sallandı,sallanırken bi yandanda kaydıraktan kayan çocuklara bay bay yaptı :)
Mutlu oldu.Çok hemde.
O mutlu olunca bizde yüzümüzde kocaman gülümsemelerle onu seyrettik durduk..Yüzümüzdeki gülümsemelere dilimizde ki şükürler eşlik etti çoğu kez..
Dönüşte Bim'den rengarenk boya kalemleri aldık..Oğlumun ilk kalemleri..
Şimdi onlarla yapacağı resimlerin hayalini kuruyorum bakıp bakıp..
Her halinin her vaktinin ayrı bi değeri var gözümde..
An'lar..
Dakikalar bile çok mühim..
Kıymetli..
Küçük ama yeni..
Yeni ve mucizevi..
Her an bi öncekinden farklı..Büyümek denen şey bu.
Bakıp bakıp hayrete düşüyorum yeni öğrendiği herşeye..
Elinde kaşığı,tabağın içinden hayali mamaları ağzına götürüp yemesi daha doğrusu yer gibi yapışı mesela..Küçücük kaşığı ağzına götürüp mammaaa demesi sevinçle..İçinde bişi varmışta çok lezzetliymiş gibi ıh ıh diyerek ağzını şapırdatışı,kiraz dudaklarını büküp..
Oyuncu oğlum benim..
Daha bi iki gün öncesine kadar yardımımızla içine girip çıkabildiği oyuncak sepetine yardımsız istediği kadar girip oturuyor,arada düşüp uff olsada,canı yanıp ağlasada asla vazgeçmiyor:)
Azimli oğlum benim..
Uzun zamandır ayaklarında çorap tutamıyoruz..Giydirdiğimizde ilk işi çoraplarını çıkarmak oluyor :)Sayamadığım kadar çok giydirdiğim de ve artık bunu yapmaktan usandığım da ayaklarımı uzatıp üşüdüm, çoraplarını getir de ayağıma giydir diyorum,meğer sihirli kelime buymuş,her nereye sakladı ise hemen bulup geliyor iki miniş çorabı ve benim başparmağıma takıyor :)))
Akıllı oğlum benim..
Birde kavanoz,şişe ve bilumum açılıp kapanan nesnelerin kapaklarına karşı aniden gelişen bir merakı var ki tam evlere şenlik :)Eskiden elimizde ne varsa,su şişesi,kola şişesi,zeytin kutusu vs veriyorduk eline biz yemeğimizi yerken yada çayımızı içerken uzun süre oynuyordu..Şimdi birden bire ve aniden bunların bi kapağı olduğunu keşfetti ve bu keşif bizi yaktı :)ıhh ıhh ac ac diye bize getiriyor elinde ne varsa, önce açıyoruz bi iki saniyelik bi keyfin ardından bu sefer kapatın bunu mızıldanması başlıyor.Kapatıyoruz açın açıyoruz kapatın yada durun ben açıcam ben kapatıcam yönlendirmeleriyle bu böyle sürüp gidiyor ve tüm bunları istediği gibi yapmayı beceremediği içinde bu oyunun sonu muhakkak ağlamayla bitiyor..
İnatçı oğlum benim..
Gelelim cumartesiye..Tüm gün,o avm senin bu avm benim ayaklarımıza kara sular inene kadar gezdik :)) kuzuma ayakkabı aldık,dolaştık..Akşam yemeğinide dışarda yedikten sonra evimize geldiğimizde saat 21:30 du..Ve çoook yorgunduk :)
Pazar günümüz daha güzeldi..Arabamızı aldığımızdan beri almayı planladığımız oto koltuğunu aldık nihayet..Oğluşum sevdi koltuğunu..Huysuzluk etmedi,mutlu mutlu oturdu,sonrada uyuyakaldı :)) Maşallah yavruma..
Sonra ne zamandır gidemediğimiz,sevdiğimiz dostlarımızı ziyaret ettik..Önce Ş. ablalara,sonrada ani bi kararla K.lere gittik..Güzel sohbetlerimize mis gibi demli çaylar eşlik etti..Ahmet Akay gördüğü ilgiden,sevgiden son derece memnun,keyifli saatler geçirdi sevdiklerimizin arasında..
Eve geldiğimizde ahmetcik bu yoğun koşuşturmalı gezmeli günün sonunda mamasını yer yemez uyuyakaldı..Fakat beşiğine yatırdıktan kısa bi süre sonra deliler gibi ağlayarak uyandı..N'aptıysak sakinleştiremedik,nerdeyse 1 saat kucağımızda gezdirdik,sürekli ağlıyarak içini çeke çeke uykuya dalabildi..Zezede bende hem korktuk hem şaşırdık..Okuya okuya uyuttuk yavrumuzu..
Aslında anlattıklarıma dair fotograflar mevcut ama makineden yükleyemedim :) Bi ara zezeye yaptırırım inşallah..
Bizden haberler bu kadar...
Not:Fotografları ekledim :)
16 Nisan 2010 Cuma
OĞLUM'A
Koca günün yorgunluğuyla..
Ellerin yumuk,iki yanda..
İki küçük karanfil yada leylak konmuş gibi avucuna...
Dudakların lal..Kırmızı konca...Pembe mi yoksa?
Bilemedim..
Sana baktım yine uzun uzun..
Kokladım zamansızca...
Dagi bık bıgı dak diye diye uyudun ya..
İşte ben orada kalakaldım yine..
Bitimsiz sevmeler zamanında..
Bakıpta doymamak,içipte kanmamak neymiş..
Anladım...
Hayatmış iki kirpiğinin ucunda asılı duran şey...
Yerle gök;bir gamzenin kuytusunda
Soluk alırmış...
Bazen yer'im(yerimseninyanında)
Bazende gök;(hadigeluçalımkuşlarınkanatlarıyla)
Senin yanında...
Ve benli günlerden senli günlere geçişi gösterir takvimler..
Şubat..İkibindokuz..Onikisi ayın..
Gelen sensin..Huzuru gönlümün..
İkindi güneşim benim...
...
....
.....
* Ne varsa sana dair hep yarım...
ANNEN..
14 Nisan 2010 Çarşamba
Ne yazık ki ...
Ne yazık ki tüm koruma çabalarımıza rağmen Ahmet akay'da göz enfeksiyonu oldu :(
Dün sabah uyandığında aynı bana da olduğu gibi çapakla kapalıydı kuzumun güzel gözleri..
Sonra sağ gözü hafif kızardı..Çok şükür ilerlemedi,hafif bi kızarıklıkla kaldı sadece..
Ayrıca dünden beri bacaklarında ve kollarında minik beyaz pütürlü kırmızılıklar var..
Bir belirip bir kaybolan :( Alerjik bir durum mu başka bişimi bilmiyorum..
Herhangi bir kaşıntı yada rahatsızlık vermiyor olmalı ki dün akşam Akay'ın davranışlarında bir değişiklik olmadı..Odada bir o yana bir bu yana koşturup oynadı..
Tv de topla ilgili herhangi bişi gördüğünde gooooo goooooo diye bağırdı :)
İki elini havaya kaldırıp yumruklarını sıkarak beesikk beesikk diye bağırarak takımına destek verdi :)
Sıkıldığı zaman oyuncak sepetinin - ki ilk arabamız olur kendisi- içine girmek suretiyle odada gezdirildi..Legolarıyla,tak taklarıyla oynadı,arada mızıldasada genelde keyifliydi..
Bense tüm gece oyuncaklarıyla oynayan yavruma bakıp bakıp ne senaryolar kurdum kafamda..
İçim acıdı,boğazıma bi yumru oturdu...
Yarın dr'a götüreceğiz,inşallah önemli bişi değildir...
KORKUYORUM :(
...
Şimdi uyuyor güzel gözlüm..
Birazdan uyanır,kucağımda sabah keyfi yaparız..
Ben onun miskten öte kokusuna dalarım,
küçük ellerini,gıdısını,yanaklarını,saçlarını öperim..
Öperim..Öperim..Doyamam..
Ne onu öpmeye doyarım,nede güzel yüzüne bakıp şükretmeye..
Oğlum,
minik kumrum,huzurum,neş'em,canözüm...
Rabbimden şifa,sizlerde dua istiyorum yine..
Dün sabah uyandığında aynı bana da olduğu gibi çapakla kapalıydı kuzumun güzel gözleri..
Sonra sağ gözü hafif kızardı..Çok şükür ilerlemedi,hafif bi kızarıklıkla kaldı sadece..
Ayrıca dünden beri bacaklarında ve kollarında minik beyaz pütürlü kırmızılıklar var..
Bir belirip bir kaybolan :( Alerjik bir durum mu başka bişimi bilmiyorum..
Herhangi bir kaşıntı yada rahatsızlık vermiyor olmalı ki dün akşam Akay'ın davranışlarında bir değişiklik olmadı..Odada bir o yana bir bu yana koşturup oynadı..
Tv de topla ilgili herhangi bişi gördüğünde gooooo goooooo diye bağırdı :)
İki elini havaya kaldırıp yumruklarını sıkarak beesikk beesikk diye bağırarak takımına destek verdi :)
Sıkıldığı zaman oyuncak sepetinin - ki ilk arabamız olur kendisi- içine girmek suretiyle odada gezdirildi..Legolarıyla,tak taklarıyla oynadı,arada mızıldasada genelde keyifliydi..
Bense tüm gece oyuncaklarıyla oynayan yavruma bakıp bakıp ne senaryolar kurdum kafamda..
İçim acıdı,boğazıma bi yumru oturdu...
Yarın dr'a götüreceğiz,inşallah önemli bişi değildir...
KORKUYORUM :(
...
Şimdi uyuyor güzel gözlüm..
Birazdan uyanır,kucağımda sabah keyfi yaparız..
Ben onun miskten öte kokusuna dalarım,
küçük ellerini,gıdısını,yanaklarını,saçlarını öperim..
Öperim..Öperim..Doyamam..
Ne onu öpmeye doyarım,nede güzel yüzüne bakıp şükretmeye..
Oğlum,
minik kumrum,huzurum,neş'em,canözüm...
Rabbimden şifa,sizlerde dua istiyorum yine..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

